-
-
5,349 f
2,966 f
0
29
58
115.27 mi

Viewed 16 times, downloaded 1 times

near Beyören, Afyonkarahisar (Türkiye)

GENEL BİLGİ VE İZLENİMLER
Frig Yolunun üçüncü (kısmen) ve birinci kismilerini birleştirerek 6,5 gün içinde Beyören'den Seydiler'e yürüdüm. Beş tane 28-29 kilometrelik gün yaptım, ama az rakım farkı olduğu için böyle mesafeler bana o kadar yorucu gelmediler. Ayrıca Mayıs sonunda günlerin çok uzun olmasının sayesinde görmeye değer kaya kilise, mezar ve odaları, muhteşem antik yolları, peribacaları, başka müthiş doğal oluşumlar incelemek için yeterince vaktim oldu.

Bütün Türkiye'deki yaptığım uzun mesafe yürüyüşlerinden Frig Yolu belki en beklenmedik, en şaşırtıcıdır. İlk görünüşte bayağı sıradan görünebilir: gerçek dağlar yok, ağaçlar ve bitkiler çok kuzeyli, dolayısıyla benim için, dağsiz kuzeyden gelen kız olarak, o kadar etkileyici, çok "egzotik" değil. Oysa bu çoğrafyanın kıvrımlarında görkemli, Kapadokya'yı andıran doğal oluşumlar var. Ve sadece doğal zenginlik değil: bu, neredeyse 3000 yıl boyunca birtakım medeniyetler tarafından damgasını vurulmuş bir bölgedir. Frig, Romalı, Bizanslı ve Rumların (kurtuluş savaşına kadar) izlerinde yürünüyor. Buna rağmen kesinlikle az yürünen rota: başka yürüyüşçüyle görüşmedim, ve bazı patikanın oldukça (fazla değil, her zaman geçilir) kapatmış hali az trekkingcinin geçtiğini gösteriyor. İşaretlerin çoğu da eski ve kısmen silinmiş; sık sık gps'i kullanmanız gerekmesini bekleyin.

Yine yapsaydim herhalde Han'da yürümeye başlardım, çünkü Beyören ve Han arasındaki yolu çok tavsiye edemem: fazla asfalt, fazla düz, biraz sıkıcı. En sevdiğim kisimler ise: Yazılıkaya'ya inerken, Sarıcaova-Döğer, Köhnüş Vadesinde bulunan Aslantaşı, Bayramlılar-Demirli etrafındaki bol bol peribacalarıyla dolu vadiler, nefes kesen ve çok ilginç Rumca'da 1914-1922 yillarından kalan grafiti bulduğum Ayazini kiliseleri, Alanyurt ve Keserler arasındaki son günün Ağzın Dağının yaylaları.

PRATIK BİLGİLER
Her zamanki gibi bütün yemeklerimi getirmiştim. Demek ki bayağı az ve sadece soğuk yemekler yedim (peynir, lavaş, zeytin, çok kuruyemiş, bal, kuru domates, müsli, vs). O çok kasıtlı bir seçenek, bütün uzun mesafe yürüyüşlerimde böyle tercih ederim; Frig Yolu halinde ise de biraz şart, çünkü köylerin çogu küçük ve dükkânsız. Han, Gökbahçe, Döğer, Ayazini ve Alanyurt'te ise bakkal bulunur. Bu konuda Sarıcaova'da bana sormadan bir sıcak Ramazan pidesi ikram veren Şeyitgazili fiırına çok, çok teşekkür ederim!
Her tarafta bol bol çeşme bulunur, çok şükür.
Kamp kurmak da gerçekten kolay, çok uygun yerler bulunur (ama gökgürültüsünün olasılığını düsünün). Bazı köylerde misafirler için köy odası da varmış, ama onlara belki fazla güvenilmemesi gerek. Demirli köyünde böyle bir güzel işaretlenmiş "Frig Evi'nden" geçip burada kalayım diye düşündüm, muhtara sordum. Beni çok kibarca kabul etmişti ama maalesef Frig Evi'nin anahtarını bulamadı... neyse ki hava güzeldi ve gerçek bir gereksiminim yoktu!
Ulaşıma gelince Buzlu Turizm'in Eskişehir'den Emirdağ'a giden otobüsleri Beyören'de durabilir. Dönüş için internet'te bulunan Seydiler-Afyon minibüs saatleri (http://www.seydilerkasabasi.bel.tr/Icerik/Seydiler-Belediyesi-Otobus-Hareket-Saatleri-82) güvenilemez, 11:30ta araç yokmuş mesela. Afyon-Ankara anayolundaki durakta Bayat'tan saat başında hareket eden minibüsleri durdurmak daha iyi fikirdir. Yoksa otostop çekmek de mümkün herhalde (sevmiyorum).
Çok ve sert köpekle karşılastırmanın kaçınılmaz olduğunu bilin: köylerde, yaylalarda, çiftliklerde. Bazen kendimi baton ve taşlarla savunmam gerekiyordu ama bu yürüyüşu yapmamak için sebep olmasın.
Kaynaklar: rehber kitabın dışında (http://www.frigyolu.com/rehberkitap.htm, görülmeye değer şeyleri öğrenmek için işe yarar) John Freely, "The Western Interior of Turkey" ve Emilie Haspels, "The Phrygian Highlands" tavsiye edebilirim.

Pratik bilgiler için bu kadar.

On a more personal note I want to add the following, since I don't think many hikers (at least not women) tackle this path alone, and some of the most despiriting moments of this truly wonderful, soul-cleansing hike were not caused by the furious dogs or the unexpected nocturnal thunderstorms, but by the reactions of some (certainly not all!) of the local people who crossed my path.

I can understand that it must be very weird to see me stumbling across their patch, all alone, sun-scorched and with a big backpack. I totally understand that the villagers can by no means imagine the attraction of spending a week on the trails - those who are slaves to their animals and their crops, those who have to spend back-breaking long days in the great outdoors, which for me is just a temporary, joyful and toilless diversion from an all too sedentary life. But I find it really quite difficult to accept the silent judgment, again and again, and the feeling of being treated as a borderline idiot who has no idea what she is doing. I just ask for a respectful acknowledgment of my freedom to take responsability for myself, to trust myself enough to know that I'm able to bring this undertaking, all things considered, to a good end. What I mostly get however are silent stares and hostile headshaking and the urgent recommendation, not to say command, to go by the paved road and not by the back paths, not "up there" by the mountain and not by the forest, "since you came alone", "because there are animals there, and dogs and shepherds".

Ironically, it is precisely "up there", in the lonely, beautiful highlands that I had the best encounters; and in the end, I would say that the village dogs' barking violence is far more aggressive and unpleasant than the shepherds' ones, who are after all protecting the herd. (On a sidenote: if you hesitate to go hiking alone because you are afraid of dogs, know that I am very scared too, although I'm starting to feel more comfortable in their presence lately. I've had my share of violent barking, sometimes from very closeby, but so far no dog has ever truly attacked me. Protect yourself with hiking sticks, don't hesitate to throw stones if you feel too threatened: it works. I also tend to insult them loudly in Flemish, but the effectiveness of this method has yet too be proven.)

So to those who did after all show me the minimum of respect I think I'm due, I extend my sincere thanks.

Thank you, to the blue-eyed long-haired older man, in the battered old car coming down from the yayla above Han: your heartfelt "Aferinsana!" meant such an encouragement after the disheartening words of the villagers down in Han, who urged, almost forced me to take the main road.
Thank you, to the woman on the yayla between Ağlarca and Yazılıkaya, who regretted that she was on the point of leaving, as she would have gladly offered me a cup of tea.
Thank you, to the unfortunately nameless shepherd from Bayramlılar, in the plain after Sarıcaova, who shared his lunch with me, and was surprised by my being alone, and worried about my safety, but in a respectful, agreable way. I solemnly promised him always to sleep close to the villages, and in the end I think I kept almost true to my promise.
Thank you, to the formidable Yunus Bey and his family members, in their little çiftlik on one of the yaylas above Alanyurt, who promptly proposed to marry me off to his grandson, since I was so fond of the region: it would allow me to spend three months of the year "up there", and nine months in the village! Until he discovered that I was ten years older than the poor boy (and then I hadn't even dared to say my real age). The idea was quickly abandoned.
Thank you, especially, to ten-year old unprejudiced Hasan on the spectacular yayla above Keserler, who walked me down to make sure the dogs of his family's flock wouldn't annoy me, who wasn't at all surprised to see me, and with whom I had the most delightful and sincere conversation.

And curse you, old teyze on the outskirts of Alanyurt who asked me so aggressively who I was, who almost spat on me when I politely answered I was just wandering through: I know you can't help it, but I wish you wouldn't discharge centuries of unjust and unequal treatment of your sex on me and my - for you ungraspable - freedom to roam. Curse you, or rather, pity you, village women in general, almost without exception suspicious and dissuasive to the point of near-hostility. How I wish your life could be something else than marriage at twenty, old age at forty, and despotical suffering at sixty; how you make me realise and cherish my endless, easy privileges. It is to you, incredible village women of the Phrygian highlands, that I wish to offer my deep respect, and dedicate this hike.

1 comment

  • Photo of dantelk

    dantelk May 31, 2019

    Bu wikiloc'un gormus oldugu en icten, en surukleyici, en motive edici yuruyus raporu olmali. Insan okurken, bu raporun hic bitmemesini diliyor. Eminim ki her yuruyuscu boyle muthis bir rapor yazsa, frig yolu everest kadar kalabalik olurdu.

You can or this trail